Akademik Araştırma: "10 Yıl Sonra 15 Temmuz"

Akademik Araştırma: "10 Yıl Sonra 15 Temmuz"
09/07/2026

Akademik Araştırma, Cevapsız Kalan Soruları Yeniden Gündeme Taşıdı

İç güvenlik alanında yayın yapan Homeland Security Today (HSToday) medya kuruluşunda yayımlanan yeni çalışma, 15 Temmuz’un yalnızca yaşanan olaylarını değil, olay öncesi hazırlıklarını, ilk resmî belgeleri ve sonrasında oluşturulan anlatıyı da yeniden tartışmaya açıyor.

Türkiye tarihinin en tartışmalı gecelerinden biri olan 15 Temmuz 2016’nın üzerinden tam on yıl geçti. Aradan geçen sürede binlerce kişi hakkında soruşturma yürütüldü, yüzlerce dava görüldü, milyonlarca sayfalık mahkeme dosyası oluşturuldu ve yüzlerce kitap yayımlandı. Buna rağmen, “15 Temmuz gerçekte neydi?” sorusu hem akademik dünyada hem de kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

Tam da iddia edilen darbe girişiminin 10. Yıl dönümünde yayımlanan kapsamlı akademik çalışma, bu tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Uluslararası güvenlik ve terörizm alanında kaleme alınan “The Unresolved Puzzle of Türkiye’s Most Contested Coup Attempt” başlıklı üç bölümlük araştırma dizisinin ilk bölümü, olay gecesine ilişkin dört temel soruyu ele alıyor. Çalışma, kesin hükümler vermek yerine, on yıldır cevap bekleyen soruları akademik literatür ışığında yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor.

Yazıda daha giriş bölümünde şu dikkat çekici tespitte bulunuluyor:

“On yıl sonra bile, 15 Temmuz gecesine ilişkin en temel sorular hâlâ cevaplanmış değildir. Gerçek bir darbe girişimi miydi? Kontrollü bir operasyon muydu? Bir istihbarat başarısızlığı mıydı, yoksa siyasi olarak değerlendirilen bir kriz miydi?”

Makaleye göre, bugüne kadar yürütülen soruşturmalar, mahkeme süreçleri ve yayımlanan çalışmalar ortak bir tarihsel uzlaşı oluşturamadı. Aksine, her yeni araştırma, cevaplardan çok yeni soruları beraberinde getirdi.

Uluslararası Literatür Ne Diyor?

Araştırmada sorulan ilk soru, 15 Temmuz’un akademik literatürde nasıl tanımlandığına odaklanıyor.

Resmî söylem, 15 Temmuz’u bir yapılanma tarafından gerçekleştirilen bir darbe girişimi olarak tanımlarken, farklı siyasetçiler ve araştırmacılar olayın siyasi iktidar ile olan bağını derinlemesine sorgulamış ve “kontrollü darbe”, “kurgulanmış darbe”, “istihbarat operasyonu” veya “siyasi olarak kullanılan bir kriz” şeklinde de yorumlamıştır.

Önceki Darbelerden Neden Farklıydı?

Çalışmanın ikinci önemli sorusu, 15 Temmuz’un Türkiye’nin önceki askerî müdahalelerinden hangi yönleriyle ayrıldığı.

Makaleye göre 1960, 1971 ve 1980 darbelerinde ortak bazı özellikler bulunuyordu.

  • Merkezî komuta zinciri…
  • Net operasyon planları…
  • Siyasi liderlerin ilk saatlerde etkisiz hâle getirilmesi…
  • Devlet kurumlarının hızla kontrol altına alınması…

15 Temmuz’da ise araştırmaya göre farklı bir tablo ortaya çıktı.

Operasyonun birçok bölgede koordinasyondan yoksun yürütüldüğü, bazı birliklerin görevlerinin kapsamını tam olarak bilmediği hatta askerî personelin büyük çoğunluğunun olası bir terör tehditini bastırmak maksadıyla hareket ettiği ve emir-komuta zincirinde ciddi belirsizlikler yaşandığı belirtiliyor.

Makalede örnek olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı almak üzere görevlendirilen askerlerin Marmaris’teki otelin yerini dahi tam olarak bilmediklerine ilişkin iddialara atıf yapılıyor.

Olayların Öncesinde Kim Ne Biliyordu?

Makalenin en dikkat çekici sorularından biri ise 15 Temmuz öncesindeki gelişmelere ayrılıyor.

Araştırmada, 2015 ve 2016 yıllarında art arda yaşanan terör saldırıları nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin zaten yüksek alarm seviyesinde bulunduğu belirtiliyor.

Buna ek olarak, iddia edilen darbe girişiminden birkaç gün önce MİT tarafından Genelkurmay Başkanlığına iletilen güvenlik uyarıları, bazı mezuniyet programlarının bir gün önceye alınması, izinlerin iptal edilmesi ve üst düzey askerî temasların da ilerleyen yıllarda “önceden bilgi” tartışmalarına konu olduğu ifade ediliyor.

Ancak makalenin asıl dikkat çektiği nokta şu cümlede özetleniyor:

“…girişimin başlamasından sadece birkaç saat sonra tarihlenen bir savcı raporu da dahil olmak üzere, ilk resmî belgelerdeki tutarsızlıklar, devlet kurumları arasındaki bilgi edinme ve müdahale zaman çizelgesiyle ilgili tartışmalarda da dile getirildi.” Bu savcı raporunda, henüz yaşanmamış olayların yaşanmış gibi yazıldığı ilerleyen süreçte ortaya çıkmıştı.

Buna karşılık, on yıl sonra bile olay gecesine ilişkin zaman çizelgesinin kamuoyunda tam anlamıyla netleşmediğini ve bunun akademik araştırmaların önemli başlıklarından biri olmaya devam ettiğini vurguluyor.

15 Temmuz Sonrası Yayın Patlaması

Araştırmanın üzerinde en fazla durduğu sorulardan biri ise 15 Temmuz'un hemen ardından başlayan yayın faaliyetleri oldu. Yazar, olayın yalnızca siyasî ve hukuki boyutunun değil, kamuoyuna sunulan anlatının da olağanüstü kısa bir süre içinde şekillendiğini belirtiyor.

Makalede şu değerlendirme yer alıyor:

“…yorumlama çerçevelerinin ve kamuoyu anlatılarının olağanüstü bir hızla oluşturulduğu kritik bir örneği temsil etmektedir. Olayların hemen ardından, kitaplar, medya yorumları, raporlar ve anma yazıları da dahil olmak üzere çok sayıda bilgi üretimi neredeyse eş zamanlı olarak ortaya çıktı."

Yazarın dikkat çektiği en çarpıcı noktalardan biri ise yayımlanma takvimi. Araştırmaya göre, darbe girişiminin üzerinden henüz haftalar geçmişken çok sayıda kitap okuyucuyla buluştu. Tabloya göre ilk eser 1 Ağustos 2016'da, yani olaydan yaklaşık iki hafta sonra yayımlandı. Aynı ay içinde üç farklı kitap daha basıldı. Kasım 2016'ya gelindiğinde ise toplam dokuz kitap raflardaki yerini almıştı.

Araştırmada, 2026 yılı itibarıyla yalnızca Türkiye'nin en büyük çevrim içi kitap satış platformunda "15 Temmuz" başlığıyla yaklaşık 123 kitabın bulunduğu belirtiliyor. Ancak çalışma, dikkat çekici olanın yalnızca yayımlanan eserlerin sayısı olmadığını vurguluyor. Yazara göre bu yayınların önemli bir bölümü, farklı üsluplar kullanmalarına rağmen benzer olay örgülerini, benzer kavramları ve benzer yorum çerçevelerini tekrar ediyor; analitik farklılık ise oldukça sınırlı kalıyor.

Makaleye göre bu kadar kısa sürede çok sayıda kitabın, raporun ve yorum metninin yayımlanmış olması, 15 Temmuz sonrasında kamuoyunda oluşan anlatının nasıl şekillendiğine ilişkin akademik tartışmalar açısından dikkat çekici bir olgu niteliği taşıyor. Çalışma, bu olağanüstü hızın, yalnızca yayın faaliyetlerinin yoğunluğunu değil, aynı zamanda baskın yorum çerçevesinin çok erken dönemde istikrar kazandığını gösterdiğini savunuyor.

Araştırma, yaşananların ardından bilgi üretim sürecinin hızı ile anlatıdaki yüksek benzerliğin, on yıl sonra dahi akademik çevrelerde cevap aranan başlıklardan biri olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.

Asım Durmaz

 

Kaynaklar:

https://www.hstoday.us/subject-matter-areas/counterterrorism/column-the-unresolved-puzzle-of-turkiyes-most-contested-coup-attempt/