15 Temmuz Öncesi Fişlenen Askerî Öğrenciler

15 Temmuz Öncesi Fişlenen Askerî Öğrenciler
20/07/2026

Türkiye’nin son 10 yılında telafisi çok zor hasarlara yol açan 15 Temmuz projesi, o gece yaşananlar ve sonrasındaki gelişmeler ile hala kamuoyundan saklanmaya çalışılan birçok karanlık noktayı barındırıyor. Bunun yanında 15 Temmuz öncesi yaşananlar da planın nasıl sahnelendiğini anlayabilmek açısından oldukça önemli.

Fişleme Listeleri

Ortaya çıkan belgelerle Türk istihbarat kurumlarının, askerî okullardaki binlerce öğrenciyi ve ailelerini fişlediği ispatlandı.

Belgeler, 15 Temmuz’un hemen ardından gerçekleştirilen kapsamlı öğrenci tasfiyesinin ve askerî okulların kapatılmasının arkasındaki gerçek saiki gözler önüne serdi. 15 Temmuz, birçok gözlemci tarafından NATO'nun en büyük ikinci ordusunu İslamcılar ve neo-milliyetçiler için bir kaleye dönüştürmeye yönelik “sahte bayrak operasyonu” olarak değerlendirilmişti. Benzer şekilde ordudan uzaklaştırılan askerî öğrencilere yöneltilen iddiaların da gerçekten uzak olduğu anlaşıldı

Askerî Okullar Kapatıldı

Kanıtlar, bu öğrencilerin sözde darbeye katılmadıklarını ve komutanlarının emirleri doğrultusunda hareket ettiklerini gösterse de, hükümet onları suç işlemekle itham etti. Mahkemeler ise genç askerî öğrencileri mahkûm ederek müebbet hapse çarptırdı. Sözde darbe bahane edilerek tüm askerî okullar kapatıldı ve tüm askerî öğrencilerin okullarla ilişkileri kesildi.

Türkiye, (sözde) darbe girişimine karışıldığı iddiasıyla harp okullarını ve diğer tüm askerî okulları da olaydan yalnızca 10 gün sonra kapattı. 25 Temmuz 2016 tarihli bir hükümet kararnamesiyle, harp okullarının yerine Millî Savunma Üniversitesi kuruldu.

Tasfiye İçin Çalışma Grubu

Belgelere göre, askerî öğrencilerin tasfiyesini yürütmek üzere 15 Temmuz’dan önce gizli bir kurumlar arası çalışma grubu oluşturuldu. Ne var ki sonuç, hükümet açısından hayal kırıklığına neden oldu çünkü mevcut sözde kanıtlar bile çoğu vakada askerî öğrencilerin ihraçları desteklemiyordu. Aynı zamanda o dönem yürürlükte olan yasalar ve yasal güvenceler de bu hukuka aykırı ihraçlara izin vermiyordu. Bunun yanında ihraç edilen bazı öğrenciler, iddia edilen kanıtlara askerî mahkemelerde itiraz ettikten sonra askerî okullara geri dönmeyi de başardılar.

Şu an emekli olan, dönemin Kara Harp Okulu Komutanı İzzet Çetingöz imzalı Nisan 2016 tarihli bir Bilgi Notu’na göre; Türk Ordusu içinde lise, yüksekokul ve üniversite seviyesinde eğitim gören askerî öğrenciler hakkında kanıt ve belge toplamak üzere bir disiplin komitesi kuruldu.

Hazırlıklar 15 Temmuz Öncesine Dayanıyor

Bilgi Notu’nda, komite üyelerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ve hâkimlerle görüştüğü ve kendilerine, adli usulün özel bilgilerin toplanmasına izin vermeyebileceği gerekçesiyle komitenin öğrenciler ve aileleri hakkında bilgi toplamak için Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve polisle birlikte çalışması gerektiğinin tavsiye edildiği yazıyor. Bu durum, hükümetin hem subayları hem de öğrencileri 15 Temmuz’dan çok önce fişlediği ve hiçbir gerekçe göstermeksizin ihraç edilmek üzere işaretlenmiş kişilerin bir listesini hazırladığı görüşünü doğruluyor.

Genelkurmay Başkanlığı'nın, 2014 ve 2015 yıllarında kayıtlı olan 4.813 askerî öğrenciyi soruşturması için MİT ve polisten talepte bulunduğu bildiriliyor.

Belge, hem MİT'in hem de polisin bu talebi yerine getirdiğini ve bulgularını Genelkurmay Başkanlığı'na sunduğunu doğruluyor. Komite, tüm öğrenciler hakkında eksiksiz istihbarat raporları aldıklarını kaydetti.

15 Temmuz’un ardından ilan edilen olağanüstü hâl döneminde, 4.090 askerî lise öğrencisi, Astsubay Meslek Yüksekokulu'ndan 6.140 öğrenci ile Kara Harp Okulu, Deniz Harp Okulu, Hava Harp Okulu, Gülhane Askerî Tıp Akademisi ve Hemşirelik Yüksekokulu'ndan 6.179 lisans öğrencisinden oluşan toplam 16.409 askerî öğrenci, herhangi bir yargı süreci olmaksızın kanun hükmünde kararnamelerle ihraç edildi.

Ayrıca dönemin Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar Ağustos 2019’da, 15 Temmuz 2016’dan o güne kadar 150 general ve 7.595 subay dâhil olmak üzere 17.000'den fazla askerî personelin ordudan tasfiye edildiğini açıkladı.

Öğrencilere Müebbet Hapis!

Bu arada 16 Temmuz 2016’da, 259 askerî öğrenci (sözde) darbe suçlamasıyla gözaltına alındı ve dört gün sonra tutuklandı. Öğrenciler, tutuksuz yargılanmak yerine cezaevine gönderildi. Ancak bir yıl sonra haklarında iddianame düzenlenerek dava açıldı ve yargılamaları Mayıs 2018'de sonuçlandı. Öğrencilerden 187'sine, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türk hükümetini ve parlamentosunu cebir kullanarak devirmeye teşebbüs ve terör örgütü üyeliği suçlamalarından müebbet hapis cezası verildi.

Askerî öğrenciler, üstlerinin kendilerine bir terör saldırısı olduğunu söylemesi nedeniyle, gelişmekte olan sözde darbe girişiminden hiçbir şekilde haberdar olmadıklarını ifade ettiler.

Öldürülen Askerî Öğrenciler

15 Temmuz gecesi köprüye götürülen askerî öğrenciler Murat Tekin ve Ragıp Enes Katran, öfkeli bir grup tarafından öldürüldü.

Katillere Hukuki Koruma 

Bir başka çarpıcı olay, 24 Aralık 2017'de yayımlanan bir hükümet kararnamesinde, “kişinin resmî unvanı ne olursa olsun, 15 Temmuz (sözde) darbe girişiminin, terör eylemlerinin ya da bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden bireylerin herhangi bir hukuki, idari veya cezai sorumluluk taşımayacağının” belirtilmesiydi. Başka bir deyişle, (sözde) darbeyi durdurmak için sokaklara çıkan siviller, fiilleri ne olursa olsun, suç işleyenler de dâhil olmak üzere, kovuşturmadan muaf tutuldu.

Bütün bu yaşananlar 15 Temmuz’dan önce kurulan bir planın, devamındaki süreçte binlerce insanı kriminalize ederek nasıl hayata geçirildiğinin en belirgin örneklerindendir.