Saatler ve Yerler Uyuşmuyor: İddialar SEGBİS’te Çöktü

Saatler ve Yerler Uyuşmuyor: İddialar SEGBİS’te Çöktü
22/02/2026

15 Temmuz gecesine ilişkin yargılamalarda en çok tartışılan başlıklardan biri, olayların zaman ve mekân boyutu olmaya devam ediyor. Yakın tarihli bir SEGBİS oturumunda konuşan Albay C.T.’nin ifadeleri, iddialarla gerçekler arasındaki kopukluğu açık şekilde ortaya koydu. Kayda geçen anlatımlar, suçlamaların temelini oluşturan saat ve yer bilgilerinin birbiriyle örtüşmediğini gösteriyor.

Albay C.T.nin SEGBİS’teki beyanına göre, kendisine yöneltilen suçlamalar, fiziken bulunmadığı bir yer ve orada olmasının mümkün olmadığı bir zaman dilimi üzerinden kurulmuş durumda.

Beni suçladıkları saatlerde başka bir noktadaydım” sözleri, savunmanın merkezinde yer alıyor.

Zaman Çizelgesi Çöküyor

Albay C.T, gece boyunca yaptığı hareketlerin kayıt altına alınabilir nitelikte olduğunu ve bu saatlerin iddia makamının ileri sürdüğü zamanlarla uyuşmadığını vurguluyor.

Hakkımda yazılan saatlerle, fiilen bulunduğum saatler birbirini tutmuyor” ifadesi, yargılamanın en kritik açmazlarından birine işaret ediyor.

Bu durum, savunma tarafına göre yalnızca bir hata değil; suçun zaman unsurunun ispatlanamadığını gösteren temel bir eksiklik. Zira ceza hukukunda, kişinin nerede ve ne zaman bulunduğu netleşmeden suç isnadında bulunulması hukuken mümkün değil.

Mekân Yanılgısı

SEGBİS tutanağına yansıyan bir diğer önemli nokta, bulunulan yer ile iddia edilen olay mahalleri arasındaki mesafe ve ilişkisizlik. Albay C.T., kendisine isnat edilen bazı eylemlerin geçtiği noktalarda hiç bulunmadığını açıkça dile getiriyor.

Bulunduğum alanla, iddia edilen olay yerleri arasında doğrudan bir bağ yok” sözleri, suçlamaların genelleştirilerek yöneltildiği eleştirisini güçlendiriyor. Savunmaya göre, farklı noktalarda yaşanan olaylar, tek bir anlatı içinde toplanarak askerin üzerine yüklenmiş durumda.

Varsayım Üzerine Kurulu Suçlama

Albay C.T.’nin anlatımları, iddiaların somut delillerden çok olasılıklar ve varsayımlar üzerine inşa edildiğini ortaya koyuyor.

Orada olan herkes suçlu kabul edildi” ifadesi, SEGBİS’te kayda geçen en dikkat çekici değerlendirmelerden biri.

Bu yaklaşım, hukukun temel ilkeleriyle çelişiyor. Ceza yargılamasında, kişinin yalnızca kanıtlanan fiillerinden sorumlu tutulması gerekirken, anlatılan tablo bunun tersini gösteriyor.

SEGBİS’te Net Bir İtiraz

Albay C.T., savunmasının hiçbir aşamasında belirsizliğe yer bırakmıyor.

“Beni suçladıkları yerlerde yoktum, suçladıkları saatlerde orada değildim” diyerek, isnatların mantıksal temelini sorguluyor.

Bu ifadeler, 15 Temmuz sonrasında açılan davalarda sıkça dile getirilen bir soruyu yeniden gündeme taşıyor: Zamanı ve yeri net olmayan bir suçlama ne kadar hukuki olabilir?

SEGBİS kayıtlarına geçen bu savunma, yalnızca bireysel bir itiraz değil; aynı zamanda, olayların kronolojisinin nasıl dağıldığını ve yargılamaların hangi zayıf zeminler üzerinde yürütüldüğünü gösteren çarpıcı bir belge niteliği taşıyor.

Asım Durmaz