MİT Tarafından Dağıtılan Silahlar’ın Canlı Şahitliği
15 Temmuz olayları gecesinde bazı paramiliter grupların (yani kamuoyunun daha çok “mafya” olarak bildiği grupların) yetkisiz ve kontrolsüz şekilde, kayıtsız silahlarla birçok şiddet eylemine karıştığı biliniyor. Bu silahların kayıtsız olması, yalnızca teknik bir eksiklik değil; aynı zamanda sonradan faillerin tespit edilmesini zorlaştırmaya yönelik bir durum olarak da dikkat çekiyor.
Paramiliter Yapılar ve Ayhan Bora Kaplan Gerçeği
Bu paramiliter gruplardan birinin, Ayhan Bora Kaplan ve ekibi olduğu artık netlik kazanmış durumda. Geçtiğimiz hafta görülen yargılamalarda verilen ifadelerde, bu yapı ve faaliyetleri açık şekilde ortaya konmaya devam edildi. Aynı süreçteki duruşmada, söz konusu silahların Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) kaynaklı olduğuna dair bir itiraf da kayda geçti. Ayhan Bora Kaplan grubundan bir kişi silahları MİT’ten aldıklarını söyledi. Bu konuda resmî makamlardan ise şu ana kadar herhangi bir açıklama yapılmış değil.
Üst Düzey MİT Görevlisi ile Bir General Arasında Geçen Görüşme
15 Temmuz gecesine dair bir başka önemli veri ise doğrudan bir tanıklığa dayanıyor. Gece yarısı ile sabah saatleri arasında gerçekleşen ve bir meslektaşımız tarafından bizzat şahit olunan telefon görüşmesi, olayların organizasyonuna dair çarpıcı detaylar içeriyor.
Görüşmenin, Zekai Aksakallı ile Kemal Eskintan arasında geçtiği belirtiliyor. İkili arasında geçen diyalogda konuşulanları meslektaşımız şöyle aktarıyor:
Zekai Aksakallı: Ne Yaptın?
Kemal Eskintan: Silahlı ekip tamam… Silahları yerleştirdim… Ağır silah kullanacağız.
Zekai Aksakallı: Tamam.
Kemal Eskintan: Ağır makineli ve stingerlar var…
Kemal Eskintan: Zırhlıları da yerleştirdik…
Zekai Aksakallı: Neresi?
Kemal Eskintan: Ağır silahlar çatıda. Külliye tarafı… Ankara Emniyet ve MİT civarına da…
Ağır Silah Konuşlandırması İddiaları Ne Anlama Geliyor?
Aktarılan diyalogda geçen “ağır makineli tüfekler”, “stinger füzeleri” ve “zırhlı araçlar” olduğu anlaşılan ifadeler, sıradan bir güvenlik müdahalesinin ötesine geçen bir hazırlığa işaret ediyor. Özellikle Ankara’daki kritik noktaların -Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü ve MİT yerleşkesi çevresi- hedef alınması, bu hazırlığın kapsamına dair soru işaretlerini artırıyor.
Yanıt Bekleyen Bazı Kritik Sorular
Her yönü ile aydınlatılmaya muhtaç olan 15 Temmuz olayları bakımından bu konu ile ilgili aşağıdaki soruların cevaplanması hayati önem taşıyor:
- MİT görevlisi Kemal Eskintan, neden bir asker olan Zekai Aksakallı’ya rapor vermiştir? Aralarında doğrudan bir ast-üst ilişkisi bulunmazken ve kurumları dahi farklıyken bu koordinasyon nasıl sağlanmıştır? Bu ikili, yaşanacak olaylarla ilgili hangi bilgilere daha önceden sahiplerdi ki böyle bir koordinasyon ve hazırlık içerisine girdiler?
- Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Jandarma Genel Komutanlığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü çevresinde hayatını kaybeden sivil ve polislerin, yukarıda bahsedilen ve bu kapsamda kullanılan silahlarla vurulmuş olma ihtimali nedir?
- MİT’in darbe bastırmak gibi bir görevi ve ağır silah kullanmak gibi bir yetkisi bulunmazken, ağır silah kullanımına ilişkin bu tablo nasıl açıklanmalıdır? Eğer gerçekten bir darbe tehlikesi olsaydı bile bunu bastırma görevi cumhuriyet savcıları, polis gücü ve dost askerî birlikler tarafından yürütülmesi gerekirken MİT’in bu şaibeli davranışları hangi yetkiye dayandırılabilir?
- Bu çerçevede, MİT tarafından sivil paramiliter gruplara silah dağıtıldığı yönündeki iddialar birden fazla şahitlik ve emare ile doğrulanmış mı oluyor?
Dilaver Derviş